Köşe Yazarları

GURBETÇİLER RAUS!

Tamı tamına 62 yıl önceydi, 27 Kasım 1961’de İlk Türk İşçi kafilesinin Sirkeci Garından yola çıkarak Almanya’nın, Duesseldorf şehrine varmasıyla ilk Türk işgücü göçü başlamış oldu. Bir acı tesadüftür ki..

GURBETÇİLER RAUS!

Tamı tamına 62 yıl önceydi, 27 Kasım 1961’de İlk Türk İşçi kafilesinin Sirkeci Garından yola çıkarak Almanya’nın, Duesseldorf şehrine varmasıyla ilk Türk işgücü göçü başlamış oldu.

Bir acı tesadüftür ki Sirkeci Garı,  İstanbul’u “ Batı’nın bittiği Doğu’nun başladığı yer” olarak nitelendiren Alman mimar August Jachmund tarafından 1890 yılında yapılmıştı…

İlk gidenlerin hesabı birkaç yıl kalıp, emeğini satıp, elde ettiği kazançla tekrar geri dönmek ve memleketinde daha iyi şartlarda hayatını devam ettirmekti…

Kimisi kızını, kimisi oğlunu evlendirecekti, bir başkası babasının satmak zorunda kaldığı tarlasını misli ile geri almak hayali ile Sirkeci garındaki trene binmişti…

 

Trene binmek de o kadar kolay değildi!

Öncesinde Hastanelerden alınan sağlık raporları Almanya’daki şartlar dikkate alınarak Tophanede kurulan Alman irtibat bürosunun doktoru tarafından incelenir, sağlık durumları yeterli görülenler gitmeye hak kazanırlardı.

Alman doktorun beyanına göre gitmelerine müsaade edilmeyenlerin %10-12 akciğer filmleri problemli olanlardır…

Eee ne yapsın Memmet emmim, Emine bacım onca sıkıntıya cuvarasız nasıl katlanılırdı ki?

Gurbet acıydı, gurbet hasretti, gurbet zor du kardeşim zor…

Bilmediğin bir coğrafya, bilmediğin insanlar ve bilmediğin bir sosyal yaşam…

Önceleri misafir işçiydiler, zamanla yabancı oldular ve daha sonrasında ise istenmeyen yabancı oldular…

 

Kendi memleketlerinde ise Avrupa’nın hangi ülkesinde alın teri dökerlerse döksünler onlar ne Fransızcıydı ne Belçikacı ne de Hollandacıydılar tek bir isimleri vardı  “Alamancıydı” onlar.

Bırakın kardeşim bu işleri biz ne Cermenleri ne de Hohenzoller hanedanını biliriz. Bildiğimiz tek bir şey var Avrupa’ya emeğini satmaya giden Türkoğlu Türk’üz biz.

Ne kadar acı bir nitelendirme değil mi? Her duyduğumda tüylerimi diken diken eden Alamancı!

Düşünsenize  ülkemizde çalışıp emek sarf eden her milletten insana topyekün “Türkçü” dediğimizi.

Memleketimizde çalışıp izine giden Alman Hans çocuklarına Hüseyin Nihal Atsız’ın Deli Kurt’nu sevgili eşi Helga’ya da Ruh Adamımı hediye olarak götürür!

 

Gözlemlediğim kadarıyla giden ilk kuşak emekçi, ikinci kuşak küçük çaplı esnaf, üçüncü kuşaktan itibaren ise dördüncü kuşak dahil olmak üzere bilime, sanata yönelmiş her türlü yüksek öğretimi başarı ile tamamlamış birkaç lisanı anadili gibi konuşan, eğiten, üreten, muhteşem Türkler…

 

Şimdilerde pek sık görülmese de evinin bulunduğu sokağa “Türken Raus!” (Türkler dışarı) yazılan, 1993 yılında Alman ırkçılar tarafından kundaklama sonucu çoluk çocuk demeden yakılarak katledilen Türkler…

 

Hemen hemen bütün Avrupa ülkeleri parlamentolarında bölücüler ve sözde Ermeni soykırımı temsilcileri lehlerine alınan kararları acı içinde izlemek zorunda kalan Türkler…

 

Bunca şey yetmezmiş gibi her türlü katkıyı sağlamak için ellerinden gelenin fazlasını yapmaya çalıştıkları, ezanına, bayrağına, dağına taşına hasret çektikleri vatanlarında…

 

Siyasi tercihleri sebebiyle istenmeyen, araçlarına zarar verilen, her mecrada yerden yere vurulan, alışverişte kazıklanmaya çalışılan gurbetçi Türkler…

 

Kendi insanına acımasızca saldıran bu güruh yakın gelecekte ülkemizde sokak başlarına “Gurbetçiler Rauss!”  yazarlarsa hiç şaşırmam.

 

Çünkü bunlar Avrupa’da Hümanist,!

Türkiye’de Nasyonal Sosyalist tavrı seçerler…

Ne diyelim?

Allah hiçbir milleti kendi memleketinde yabancı yapmasın.

Ve son olarak rahmetli Cem Karaca’nın gurbetçi vatandaşlarımızı anlattığı Almancılar şarkısının sözleri ile sizleri başbaşa bırakıyorum…

 

 

ALMANCILAR

 

Davulla zurnayla yola çıkmış

Bandoyla karşılanmıştık

İş gücümüzdü sattığımız

Ter olup çarklara aktığımız

Servete servet kattığımız

Gurbet el şimdi bize dön geri diyor

Bebeler doğurduk gurbet ellere

Büyüdüler verdik taş mekteplere

Dilleri dönmez ki bizim dillere

Merhabayı bilmez guten tag diyor

Yılda bir kere izindir deyip

Bulgar’ın Yugoslav’ın yolunu tepip

Edirne Ardahan gözümde tüten

Canım memleket bize Almancı diyor.

 

 

 

YORUMLAR (2)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL