Cumartesi, Ekim 21Bayraklı Haber

Etiket: Yılmaz

Şahin Efe Yılmaz: Böyle Bilin Bizi

Şahin Efe Yılmaz: Böyle Bilin Bizi

editor-sahin-efe-yilmaz
Beni tanıyanlar biliyorlar ki yıllardır zeybeklik geleneği üzerinden milletimin evlatlarına kendi cephemde faydalı olabilecek hizmetler üretebilmek için çabalamaktayım. Bu çabayı kendime milli bir vazife kabul ediyor ve bu ruh hali ile gece gündüz çalışıyorum. Ankara Anka Stratejik Araştırmalar Merkezi Düşünce Kuruluşunda, İzmir İlk Kurşun Gazetesinde, İzmir Bayraklı Haber Gazetesinde, kurucusu olduğum Yörük Gazetesinde, İstanbul’da Yaşayan Ödemişli Efeler Kulübü sitesinde, Yörük Ocağı sitesinde, bu sitelere bağlı diğer haber sitelerinde ve sosyal medyada da çeşitli sayfa ve gruplarda, gençlerin eğitimine yönelik, milletimizin milli ruhunu dinç tutmalarına katkı sağlamaya yönelik ve öğrencilere okullarda verilmeyen bilgileri verebilmeye yönelik makaleler, araştırma yazıları ve köşe yazı

Şahin Efe Yılmaz-Zeybek Akademisi

Yazarlarımız
Selçuklu, Aydınoğulları Beyliği, Osmanlı İmparatorluğu dönemi ve Milli Mücadele günlerinden beri Türk yiğitlik ocağı olan zeybeklik geleneği, bugün Ege Bölgesi’nin pek çok yerleşim biriminde çeşitli kültürel ve sanatsal alanlarda yaşatılmaktadır… Fakat merkezi olarak Aydın iline ''Efeler Diyarı'' denilmektedir. Ancak adına ''Efeler Diyarı'' denilen Aydın ilinin resmi ve özel okullarında zeybeklik geleneği bölge gençlerine öğretilmemektedir. Zeybeklik geleneğini kendince yaşatmaya çalışan kültür derneklerinde ise geleneğin dans kolu öğretilmekte, tarihi, şahsiyet yapısı, ruh hali, tarihsel vazifeleri ve Milli Mücadele günlerindeki hizmetleri tam manası ile öğretilememektedir. Dolayısı ile de bölge gençleri ''Efeler Diyarı mensubuyuz'' diye övünürken ve ''efe torunu zeybekleriz'' diyerek

Şahin Efe Yılmaz-Kızılca Gün

Haberler
Tarih 27 Aralık 1919 Cumartesi gününü gösterirken. Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşları, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Ankara’ya doğru yaklaşıyorlardı… ‘’Cuma günü Ankaralılar Namazgâh denilen bir tepenin üstüne toplanmışlardı. Bu yer şimdiki Türk Ocağı’nın bulunduğu tepedir. Burada iri Ankara kayalarından bir mihrap ile bir de yüksek bir taş sedir bulunuyordu. Mihrabın önünde cemaatle bir öğle namazı kılındıktan sonra, taş sedirin yanına üzerinde sırma ayetler dolu olan bir sancak dikilmişti. Halk namazdan sonra diz çökerek, kalbinin bütün safiyeti içinde vecde dalarak, memleketin düşman elinden kurtulması için gözyaşlarıyla, bütün eller göğe doğru uzanarak Tanrı’ya dua etmişlerdi… Ankara’nın meşhur tellallarından Ali Dayı gür sesiyle çarşıdan bağırarak geliyordu: Mustafa Kemal