Cumartesi, Ekim 21Bayraklı Haber

Şahin Efe Yılmaz: Böyle Bilin Bizi

Beni tanıyanlar biliyorlar ki yıllardır zeybeklik geleneği üzerinden milletimin evlatlarına kendi cephemde faydalı olabilecek hizmetler üretebilmek için çabalamaktayım. Bu çabayı kendime milli bir vazife kabul ediyor ve bu ruh hali ile gece gündüz çalışıyorum.

Ankara Anka Stratejik Araştırmalar Merkezi Düşünce Kuruluşunda, İzmir İlk Kurşun Gazetesinde, İzmir Bayraklı Haber Gazetesinde, kurucusu olduğum Yörük Gazetesinde, İstanbul’da Yaşayan Ödemişli Efeler Kulübü sitesinde, Yörük Ocağı sitesinde, bu sitelere bağlı diğer haber sitelerinde ve sosyal medyada da çeşitli sayfa ve gruplarda, gençlerin eğitimine yönelik, milletimizin milli ruhunu dinç tutmalarına katkı sağlamaya yönelik ve öğrencilere okullarda verilmeyen bilgileri verebilmeye yönelik makaleler, araştırma yazıları ve köşe yazıları yazıyorum. Çeşitli etkinliklere katılıyor, destek oluyorum. Yurt içi ve yurtdışından yollanan öğrencilere kaynak sağlıyor, ders ve tezlerinde yardımcı oluyorum. Yerel araştırmalar yapıyor ve gördüğüm eksiklikleri giderebilmek için de riske giriyor, borca giriyor, kitap yazıyor, bastırıyor ve sırtımda çanta, şehir şehir, sokak sokak dolaşıp insanlarımızın bilgilenmelerine katkı sağlamaya çalışıyorum. Ve tüm bunları, şan, şöhret, makam, rütbe, mülk, kadın, para vs. için yapmıyorum. Aydınlı, Yörük ve Zeybek olarak, ruhumun bana emrettiği milli vazifemi yapmak için uğraşıyorum.

Çevrenizde bunu yapan kaç kişi var bilemiyorum…

Çalışmalarıma destek olması icap eden insanların, görmezden geliyor olmaları doğal olarak bazen dengemi bozabiliyor. Üzülüyorum, isyan ediyorum, öfkeyle söz söylemek mecburiyetinde kalıyorum. Çünkü görmüyorlar, duymuyorlar! Görenler ve duyanlar da görmezden ve duymazdan geliyorlar! Çünkü beni kullanamıyorlar! Çünkü onlar gibi değilim! Hal böyle olunca da ben, efeleniyorum!

Yaşadığım şehirden yola çıkarak bir tespitte bulunmak istiyorum. Artık bunları yazmam icap ediyor. Çünkü ileri geri pek çok konuşmalar var. Ve bunlar bana iletiliyor… Nazilli’de Sabahattin Burhan, Etem Oruç, İbrahim Kiraz, Osman Girgin kendi alanlarında, kendilerince milletimize hizmet edebilmek için kitaplar yazmışlar, yazıyorlar. Ben, Aydınlı, Yörük ve Zeybek bir delikanlı olarak, devletime ve milletime faydalı hizmet üreten herkese minnettarım. Allah onları iki cihanda aziz etsin.

Bu yazdığım isimler arasında, yazdıkları eserlerin eleştirilecek noktaları olsa da hizmetlerine saygı duyuyorum. Benden yıllar önce bu hizmetleri icra ettikleri için hepsine teşekkür ediyorum. Bazen onlardan istifade ediyorum, bazen de onların çalışmalarına katkı sağlıyorum. Bilen bilir…

Fakat bu isimleri bir araya getirip, daha faydalı hizmetler icra etmek ne yazık ki mümkün değildir. Bir belgesel çekelim diye yola çıkıyorum. Herkesi davet ediyorum. ‘Sabahattin varsa ben gelmem!’ ‘Etem varsa ben gelmem!’ ‘İbrahim varsa ben gelmem!’ Ayrı ayrı çekelim sizi o zaman diyorum. Ben onunla aynı çalışmada yer almam! Netice itibari ile çalışma ortada kalıyor. Gelen de başka mevzulardan anlatmaya başlıyor. Bu sefer benim sigortalar atıyor…

Milletimizin evlatlarına faydalı olalım diye bunca çaba içerisinde iken, daha beni destekleyip, yanımda olması gerekenler, arkamdan söz ediyorlar. Birisi, ‘bu zaten mafyanın adamı’ diyor. Birisi, ‘bu zaten istihbarata, askere çalışıyor’ diyor. Birisi, ‘bu deli’ diyor. Birisi, ‘bu benim kitaplarımdan alıp, yazıyor’ diyor. Diyorlar da diyorlar…

Kimin kantarı kaç okka, kimin niyeti nedir ve kimin hizmeti neye yaramaktadır, kanaatimce aklı başında insanlar tarafından anlaşılmaktadır…

Yaptığım araştırmalar, topladığım bilgi, belge ve fotoğraflar, resmi arşivler, özel aile hatıratları, görüştüğüm kaynak kişiler ve çocukluğumdan beri yetiştirildiğim, Aydınlı, Yörük ve Zeybek ortam, bana bu vazifeyi verdi… Ve ben de beni seven ve destekleyen aile üyelerim, dostlarım, çeşitli kurum ve kuruluşlardaki dostlarım ile birlikte faydalı bir şeyler yapma gayreti içerisindeyim.

Yanıma bir genç yollandığında, elimden geldiğince her konuda yardımcı olmaya çalışıyorum. Bundan mutluluk duyuyorum. Bildiğim ne varsa, elimde kaynak ne varsa ve o gencin başarılı olabilmesi adına ne yapılacaksa, yapmaya çalışıyorum. Aynı niyeti, yukarıda isimlerini saydığım insanlarda da görmek isterim. Mutlaka destekledikleri kişiler vardır, oluyordur. Fakat ben bugüne kadar herhangi bir desteklerini görmedim. Ben onları desteklemiş, reklam etmiş, kitaplarını sattırmış olmama rağmen bazılarının bir kitabımı aldıklarını duymadım, tanıttıklarını işitmedim. Arayıp teşekkür ettikleri yok. Tam aksine bazıları ile karşılaştığımızda cinnet geçirmeme sebep oluyorlar. Bazı konularda akrabalarımdan alınan bilgiler ya da arşiv kayıtlarından hareketle yazıyorum. Bunları daha önce kullanmış kişiler, kendilerinden aldığımızı iddia edip, arkamızdan söz ediyorlar. Hâlbuki aile ve akrabalar hayattalar ve arşiv kayıtları da ortadalar! Bunca sıkıntının ve mücadelenin ortasında bir de bunlarla uğraşıyoruz…

Yani demem o ki; ben bunca çaba içerisinde olan bir Türk evladı olarak hem bu isimlerden ve hem de bölge yöneticilerinden şunu bekliyorum;

‘Faydalı bir çaba içerisindesin. Başkaları gibi başka bir takım niyetler ile gezenlerden değilsin. Sürekli hizmet üretmektesin. Bize yakışan, senin ardından söz etmek değil; tam aksine senin çalışmalarına destek vermek. Yaşımız ermiş kemale. Bugün varız, yarın yokuz. Elbette kimin ne kadar ömrü var bilinmez. Kim kimden önce göçer sezilmez. Fakat yaş itibari ile bizim halimiz belli. Bu sebeple yarın bizi unutturmayacak, arkamızdan konuşturmayacak, bu milletin çocuklarına sürekli faydalı hizmetler üretmek için uğraşacak gençler kıymetlidir. Seni desteklememiz gerekmektedir. Yetişemediğin yerde, imkânlarımız ve tecrübelerimiz ile senin yanındayız!’

Ben bunu demelerini bekliyorum. Çünkü ben, benden gençlere devletimin ve milletimin milli menfaati için bunu öğütlüyorum…

Yaşadığımız coğrafya belalı bir coğrafya. İçeride ve dışarıda bize düşman olan unsurlar var. Toplumumuz siyaset, ticaret ve din eliyle kutuplaştırılmış durumda. Yerel, yöresel geleneklerimiz, yandaşlık yapa yapa, keyfiyetçilik sebebiyle yozlaştırılmış durumda. Bunları görüp, anlayıp susanlar, en az bu durumlara sebep olanlar kadar suçlular!

Ben susmuyorum, Hak uğruna, halk için söz söylüyorum. Görmeyen, anlamayan, görse ve anlasa da umursamayan, kendinden utansın!

Eğer devletime ve milletime faydalı bir hizmet var ise ortada, bana en büyük düşmanlığı yapmış bir insana dahi ben destek olurum! Çünkü ben Türk evladıyım. Aydınlıyım, Yörüğüm, Zeybeğim! Milletime dosdoğru bir şekilde ve tertemiz niyetlerle hizmet eden, benim dostumdur, kardeşimdir, ağabeyimdir, ablamdır, kız kardeşimdir. Tam aksi hareket eden de mücadele etmem gereken insanlardır…

Daha bu konuya dair yazılacak, anlatılacak çok detay var. Fakat çok detaya girmek istemiyorum. Yazarken dahi üzülüyorum. Bu kadar söz, sanıyorum aklı başında olanlara durumu özetlemek adına yeterlidir.

Bunları yazmak ve açıklamak zorunda kalmak dahi üzüyor beni… Ama insanı mecbur ediyorlar. Edep sınırları içerisinde halin beyanını ifade etmek durumunda kalıyorum… Hâlbuki daha yapılacak çok iş var. Hatta yapılması icap eden çok iş var. ‘Gelin birlikte yapalım’ Ses yok! ‘Siz yapın’ İcraat yok! ‘Ben yapayım’ Destek yok! Bari köstek olmayın be kardeşim!

Merhum Prof. Dr. Halil İnalcık hocamın ifade ettiği gibi; ‘Bugüne değin tarihimiz hakkında yazılanların çoğu ya yalandır ya çarpıtmadır!’

Bu söz, memlekete ve millete kendi alanında hizmet üreten herkese ibret olmalı, kendine getirmeli ve bu durumu düzeltebilmek için hizmet üretmeye sevk etmeli… Ben öyle yapıyorum… Böyle bilin beni… Böyle bilin benimle yürüyenleri. Böyle bilin bizi…

☾✫ Şahin Efe Yılmaz

 

BAYRAKLI HABER

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir