Cuma, Eylül 22Bayraklı Haber

Bahçeli: Türkiye’yi Kaos Ve Buhrana Sokabilir

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Erdoğan’ın Başbuğ Alparslan Türkeş’in mezarını ziyaretinden memnuniyet duyduğunu ve kendisini arayarak teşekkür ettiğini söyledi.

BAHÇELİ, “Geçmiş dönemlerde gerçekleştirilen darbeleri incelediğiniz vakit, yönetiminde de siyasi ayaktan bazı kişilerin olduğu görülüyor. 15 Temmuz’da, bu kadar geniş bir alanda, bu kadar gözü kara bir darbe teşebbüsünün olduğu yerde siyasiler de açıklanır. ByLock kullananlarda çok sayıda asker, yargı, eğitim mensubu var. Yüz bini aşkın kullanıcıdan bahsediliyor. Bunların içinde siyasiler kimdir, o söylenmiyor. Zaman içinde ortaya çıkacak” diye konuştu.

KERKÜK’de Kürt unsurlarının yığınak yapmak suretiyle demografik yapıyı kendi lehlerine çevirme ve ona dayılı olarak da bazı anayasal haklarda bulunma düşüncelerinden hareket ettiklerini anlatan Bahçeli, “Geçici Irak Anayasası’nda da bunlarla ilgili hâlâ tutarlı hükümler bulunmamaktadır. Yani orada Türkiye’yi bir emrivaki ile karşı karşıya bırakmaya çalışıyorlar. Onun için Türkiye’nin bu konuda çok daha duyarlı ve elindeki hukuki bilgiler ışığında kararlı bir tavır içine girmesi lazım” açıklamasında bulundu.

REFERANDUMDA Hayır’ların önemli ölçüde çıkması halinde, Türkiye’yi kriz, kaos ve buhrana sebebiyet verebilecek durumlara sokabilecek gelişmelerin yaşanacağını kaydeden Bahçeli, “En azından bundan yararlanmak isteyen çevreler harekete geçebilir. Böyle bir kritik eşikte benim düşüncem ‘evet’in sonucunun çıkmasıdır. Öbür türlü milletin belli bir kanadının tercihidir, saygı duyarız ama sonuçları siyasi ve ekonomik olarak kriz ve kargaşaya götürebilir, onu düşünmek istemiyorum.” dedi.

 AFYONKARAHİSAR mitingi dönüşü gazetecilerle sohbet eden Bahçeli, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkeş’in mezarını çok sade bir şekilde ziyaret etmesinin güzel bir davranış olduğunu söyledi. Bahçeli, “Kaynaşma, bütünleşme ve hoşgörü sağlamada yarar var. Milliyetçi – Ülkücü arkadaşlar açısından da memnuniyet verici olmuştur. Ziyaretin ardından Sayın Erdoğan’ı telefonla aradım, kendilerine teşekkür ettim. O da memnun olduğunu söyledi. Bazı konulara da dikkat etmek lazım, bunun istismara konu edilmemesi lazım” dedi.  MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ölüm yıldönümünde Alparslan Türkeş’in kabrini  ziyaret eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı arayarak teşekkür etti.  Bahçeli, “Alparslan Türkeş Bey’in ölüm yıldönümünde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabir ziyareti beni memnun etti, Cumhurbaşkanı’nın dua okuması, toprağa su dökmesi güzel bir davranış. Kendisini telefonla arayıp teşekkür ettim. Bu ziyaret ülkücü camiayı da memnun etmiştir” dedi. Afyonkarahisar mitingi dönüşü gazetecilerle sohbet eden MHP Lideri Bahçeli, 15 Temmuz için “Kontorllü darbe” diyen CHP Lideri Kılıçdaroğlu’nu eleştirerek, bildiklerini açıklamaya davet etti.

KONTROLÜ KİMLER SAĞLADI? Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nun ‘kontrollü darbe’ söylemine ilişkin, “CHP Genel Başkanı, son günlerde her madde üzerinde tartışma açıyor, her olay üzerinden tartışma başlatıyor. Bu sebepten dolayı da anlaşılması çok güç bir lider konumuna doğru ilerliyor. Neyle izah edeceğiz bunu? 15 Temmuz’da bir darbe girişimi oldu; sabaha kadar darbenin şiddeti hafifletildi ve Türkiye kontrollü hale getirildi. Türkiye’nin kontrollü hale getirilmesini darbenin kontrollü oluşuna bağlıyorsa büyük fark var demektir. “Kontrollü darbe” kavramını açıklaması lazım. Kontrol kimler tarafından oldu? Kimler tarafından kullanılıyor” diye sordu.

ZAMAN İÇİNDE ORTAYA ÇIKACAK (Kılıçdaroğlu’nun ‘AKP içinde 120-180 Bylockçu vekil var’ sözlerine üzerine Bahçeli, “Geçmiş dönemlerde gerçekleştirilen darbeleri incelediğiniz vakit, darbenin bir askeri kanadının olduğu ortaya çıkıyor. Eğer darbe başarılı olmuş ise o zaman yönetiminde de siyasi ayaktan bazı kişilerin olduğu görülüyor. 15 Temmuz’da, bu kadar geniş bir alanda, bu kadar gözü kara bir darbe teşebbüsünün olduğu yerde siyasiler de açıklanır. Fakat ByLock kullananlardan şu an için çok sayıda asker, yargı, eğitim mensubu var. Yüz bini aşkın kullanıcıdan bahsediliyor. Bunların içinde siyasiler kimdir, o söylenmiyor. Zaman içinde ortaya çıkacak gibi geliyor bana” diye konuştu.

TEKRAR TARTIŞMA MI BAŞLATILACAK?  Bahçeli, “Erdoğan’ın başdanışmanı Mehmet Uçum’un ‘Hayır çıksa da başkanlık rafa kalkmaz” sözlerine ise, “Neyi kast ediyor, bilemiyorum. Bütün siyasi partiler zaten kendilerine göre anayasa değişikliği konusunda çeşitli görüşlere sahipler. Acaba onlar tekrar başa dönüp, orada bir tartışma mı başlatacak, bilemiyoruz. Başkaları da artık “Ben de başkanlıktan yanayım” diyebilir” karşılığını verdi.

TEK DİL DE SÖYLENİRSE, 5 PARMAK OLUR  Bahçeli, Erdoğan’ın tek millet kavramını sık kullanmasının sorulması üzerine “Cumhurbaşkanı, 4 madde üzerinde durarak konuşmalarını sürdürüyor. Onlardan bir tanesi de “Tek millet ve tek devlet” söylemi. Biraz da bunu kendi işaretine uygun bir hale getiriyor. Bizim, onun bu söylemlerine ilave ettiğimiz bir de “tek dil” ülküsü var. O zaman da “beş parmak” oluyor” dedi.

DEMOGRAFİK YAPIYI LEHLERİNE ÇEVİRME ÇABASI VAR MHP Lideri Bahçeli, Irak Türkmen Cephesi Lideri Erşat Salihi’nin ziyaretiyle ilgili şunları kaydetti: “Türkiye’nin, Irak Merkezi Yönetimi’nin elinde çok güçlü dokümanlar bulunmaktadır. Onları çalıştırmış olsalar, orada peşmergelerin yapabileceği herhangi bir şey bulunmaz. Orada kendilerine göre Kerkük’ün statüsü netleşmiş değil. Ne olacak Kerkük’te? Belli bir zaman aralığı içinde Kürt unsurları oralara yığmak suretiyle demografik yapıyı kendi lehlerine çevirme ve ona dayılı olarak da bazı anayasal haklarda bulunma düşüncelerinden hareket ediyorlar. Ama geçici Irak Anayasası’nda da bunlarla ilgili hala tutarlı hükümler bulunmamaktadır. Yani orada Türkiye’yi bir emrivaki ile karşı karşıya bırakmaya çalışıyorlar. Onun için Türkiye’nin bu konuda çok daha duyarlı ve elindeki hukuki bilgiler ışığında kararlı bir tavır içine girmesi lazım.

İNANÇ FARKLILIKLARINA DİKKAT ETMEK LAZIM Irak Türkmen Cephesi Lideri Salihi’nin ziyaretinde, ben, kendilerine maddi ve manevi destek vereceğimizi söyledim. Ancak orada bazı konulara dikkat çekmek gerekiyor. “Irak Türkmenleri” diyoruz. Fakat inanç dairesi içinde bazıları Şii, bazıları Sünni. İkisine de saygılı olmak lazım. Şii ve Sünni Türkmenleri birbirlerinden ayırt ederek veya Ortadoğu’da mezhep farklılıklarından doğan hesaplaşmanın içine sokmak doğru değil. Orada öne alacağımız kavram Türkmen varlığıdır. Bunu yok etmek isteyenler de “Sen Şiisin, sen Sünnisin” demiyor. “Biz seni tanımayız” gibi Türkmen varlığını çatlatacak davranışlara girmemek lazım.”

“EVETE” DOĞRU KIVRILMA VAR Referandum kampanyası sürecini değerlendiren Bahçeli, “Kampanya öncesi ve sonrasını birtakım engellerle, zorluklarla, ihanet sınırına yaklaşmış olan davranışlarla karşı karşıya kalmış olarak yürüttük. Bu hafta içinde arkadaşlarımızın yürüttüğü bilgilendirme toplantıları da tamamlanmış olacak. Buraya katılan arkadaşlarımız, halka anlatıldığı vakit karşı bir soruyla karşılaşmadıklarını ifade ediyorlar. Demek ki bizim insanımıza gerçek anlatılırsa, o gerçek üzerinde makul bir düşünce ortaya çıkıyor ve bunları da dikkate aldığımız vakit, “hayır” diye düşünenler olmuş olsa da “evete” doğru bir kıvrılma var. Biz de mitinglerdeki katılım ve heyecan ile sorularımıza karşı aldığımız cevaplarda bazı olumlu yaklaşımlar görüyoruz” dedi.

GERİLİM YARATILIYOR  Bahçeli, “Partilerin “evet” veya “hayır” kavramları üzerinde kanaatlerini kamuoyu ile paylaşırken bir gerilim yaratılıyor. Birbirlerini suçlar ifadeler kullanılıyor. Bunlar tabii birçok kişiyi düşündürüyor. Kararsızlar, “Bu tartışmanın neresinde olayım” noktasında bir karara varmakta güçlük çekiyorlar. Biz, başından bu yana “Evet de hayır da diyen bu ülkenin evlatlarıdır” ifadesini kullanmıştık, şimdi bu düşünce bütün siyasi partiler tarafından kullanılır hale geldi. Ama tabii “hayır” kavramının arkasındaki birtakım güçlerin de netleşmesi “evete” dönüşümü hızlandırıyor. Hollanda’nın, Almanya’nın ya da benzer ülkelerin ortaya koydukları tavırlar, bazı yasadışı kurumların kendi düşüncelerinden ziyade, “hayır” kampanyasını sürdüren insanlarla paralel cümle kurmaları da insanları biraz ürkütüyor” değerlendirmesinde bulundu.

BİR TEK ECEVİT YAPTI Çok partili siyasi hayata geçtiğimiz süre içinde, siyasi bölünme kendisini sağ ve sol olarak ayırdığını ifade eden Bahçeli şunları söyledi: “Siyasi bölünme yüzde 64, yüzde 36 şeklinde kendisini gösterdi. Bir kez Bülent Ecevit yüzde 40’lara tırmandırdı; Milli Selamet Partisi ile hükümet olmasına fırsat sağlayan bir yüzde 36’nın üzerine geçiş oldu. Bu yüzde 64 ile yüzde 36 arasında da bölünmeler oluyor. Solun içinde de değişik alt düşünceler var, sağın içinde de. Mesela biz ne kadar “Milliyetçiyiz” desek de bizi de sağ kesimin içinde hatta zaman zaman aşırı sağda gösterdiler. Şimdi bu canlanmaya başladı. Zannediyorum yüzde 64 bir hedef sağ kesim için. Yüzde 36 da tabii bir oluşum sol için. Şimdi bütün çaba yüzde 64’ü birileri aşağı çekecek, oradaki farkı yüzde 36 ya ilave edecek. Birileri de “Bunlar yüzde 36’da kalsın, biz yapımızı koruyalım” diyecek. Bir başkası da “Yüzde 36’yı aşağıya çekebilir miyiz, bunları bitirebilir miyiz” diyecek. Dizi filmlerdeki gibi… “Oğlum bittin” diyor ya… (Gülüyor) Bizim bir tahminimiz yok ama “eveti” çoklaştırmaya gayret ediyoruz.”

HDP, CHP GİBİ “HAYIR” DEMİYORUZ DİYOR AMA!..  HDP’nin kampanya sürecinde alanlarda olmamasını değerlendiren Bahçeli, “HDP’nin büyük bir çoğunluğu, özellikle yönetim kadrosu cezaevinde. Cezaevinden yönlendirmeyi ne ölçüde başarırlar, onu bilemiyorum. Bazıları da Kandil ile Sincar’da. Onlar biraz propaganda yapıyorlar ama zannediyorum CHP ile paralel propagandaya eklemlenmeye yatkın bir politika takip ettikleri görülüyor. Netleşmiyor da. “HDP olarak CHP gibi hayır demiyoruz” deniyor ama “Biz de hayır diyoruz” diyorlar” dedi.

HER İHTİMAL SÖZ KONUSU OLABİLİR  Erken seçim ihtimali var mı sorusuna Bahçeli, “Burası Türkiye, her ihtimal söz konusu olabilir. Ancak Türkiye’de bir istikrara ihtiyaç var çünkü çember daralıyor. Çember, birtakım şiddet ortamlarına bürünüyor. Onu da biz “beka meselesi” olarak izah ediyoruz. “Beka meselesi” de bugün çok kişi tarafından kabul edilir konuma gelmiş durumda. Yapmak isteyenler için de kapı açık” yanıtını verdi.

HER İHTİMALİ DİKKATE ALMAK DURUMUNDAYIZ Bahçeli, “Parti yönetiminde her ihtimali dikkate almak lazım. MHP’nin meşru kaynağı Hazine’den aldığı yardımlardır. Evvel emirde biz bu yardıma göre programımızı belirleriz. Bunların içinde partinin birtakım faaliyetlerini düzenleyen harcamalar için para ayırıyoruz. Seçim olursa seçim için, referandum olursa referandum için. Bizim bugünkü kaynaklarımızla yaptığımız birkaç tane klibimiz var. Bengü Türk TV’de yayınlıyoruz ama diğerlerine cesaret edemiyoruz çünkü ödeyecek para yok. İleriki günlerde seçim olursa, olursayı hemen olur anlamında yorumlarsanız, o zaman diyeceğim bir şey yok, ama benim planlamamı ona göre yapmam lazım” dedi.

TUĞRULCU YAKLAŞIM  Tuğrul Türkeş’in evet – hayır sonuçları üzerine Bahçeli, “Buna ne diyebilirim? Tuğrulcu bir yaklaşım” cevabını verdi.

TÜRKİYE’Yİ KAOS VE BUHRANA SOKABİLİR Bahçeli, “Hayır”lar önemli ölçüde çıkarsa, bu Türkiye’yi kriz, kaos ve buhrana sebebiyet verebilecek durumlara sokabilir. En azından bundan yararlanmak isteyen çevreler harekete geçebilir. Böyle bir kritik eşikte benim düşüncem “evet”in çıkmış olmasıdır. Öbür türlü milletin belli bir kanadının tercihidir, saygı duyarız ama sonuçları siyasi ve ekonomik olarak kriz ve kargaşaya götürebilir, onu düşünmek istemiyorum” dedi.

YÜZME BİLMİYORUM… CHP’li Hüsnü Bozkurt’un sözlerine Bahçeli, “Herhalde denize dökmeyi düşünüyorlar. Fakat ben yüzme bilmiyorum. En kötü durum bende, ne yapacağım? Kaç gündür kara kara bunu düşünüyorum. Bu yaştan sonra da yüzme öğrenece halimiz yok. Kıyı emniyeti olan alanlarda yüzüyorum. Şaka tabii.” diye karşılık verdi.

GÜZEL BİR DAVRANIŞTIR Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  merhum Başbuğ Türkeş’in kabrini ziyaretine ise MHP Lideri Bahçeli şunları söyledi: “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Alparslan Türkeş Bey’in 20. ölüm yıldönümü münasebetiyle çok sade, herhangi bir kalabalık taşımadan, sadece kendisi, özel kalemi ve danışmanıyla birlikte Türkeş Bey’in mezarını ziyaret etmesi güzel bir davranıştır. Keşke bütün siyasi partilerde büyük hizmetlerde bulunan insanlar zaman zaman ziyaret edilse, onlar anılsa. Kaynaşma, bütünleşme ve hoşgörü sağlamada yarar var. Zannediyorum bizim Milliyetçi – Ülkücü arkadaşlar açısından da memnuniyet verici olmuştur. Bize göre önemli bir ziyarettir.

ERDOĞAN’I ARADIM  Ziyaretin ardından Sayın Erdoğan’ı telefonla aradım, kendilerine teşekkür ettim. Bu bizim ikinci kez telefonda konuşmamız. İlki grup konuşmasından sonra, üzerinde durduğumuz konular vardı, onlarla ilgili düşüncelerini söylemişti, odur. O da memnun olduğunu söyledi. Bazı konulara da dikkat etmek lazım, bunun istismara konu edilmemesi lazım.”

BAŞKA İSİM Mİ BULAMAMIŞLAR?  Bahçeli, Fırat Kalkanı sonrası olası bir Dicle Kalkanı harekatı söylemleriyle ilgili; “Dicle’yi kim söylüyor? Nehirler üzerinde çalışma mı yapıyorlar? Başka isim mi bulamamışlar? TSK’nin, El Bab’a kadar olan bölgeye, 71 şehit vermek suretiyle, ulaşmış olması önemli bir başarıdır. Orada, Suriye kanadı üzerinde, Türkiye’ye yakın bir alanda kurulması muhtemel olan farklı devlet yapılanmalarına müsaade etmeyecek bir çabaydı ve sonuç verdi. Bunu devam ettirmek için Mümbiç ve ile Afrin arasındaki birleşmeye mani olmak, Rakka üzerinde Türkiye’ye daha geniş bir güvenlik alanı oluşturmak lazımdır. Irak’ta, 1 Mart Tezkeresi’nin yoğunlaştığı ortam içinde, bizim de hükümette bulunduğumuz sırada görüşlerimiz vardı. Irak’ın toprak bütünlüğünden yana olduğumuzu, Irak’ta yaşayan toplulukların anayasada yer bulmaları ve Irak’ın sosyal ve ekonomik kaynaklarının paylaşımında da eşit pay alabilmelerine fırsat verecek düzenlemelerin yapılmasını söyledik. Ama bu arada Türkiye’ye karşı güvenliği de temin etmek için “Yağmur Hattı” dediğimiz bir hattın oluşturulmasını ifade ettik. Eğer o hat oluşmuş olsaydı, bugün Güneydoğu Anadolu’daki bazı gelişmeler bu boyutu bulmazdı. Burada da düşüncelerimizi benzer ama değişik isimle takdim ettik.

ALMANYA’YA GİDEN ALMANCA İHANET ETMESİN  Güvenlik unsuru sağlanmadan 3 buçuk milyon insan geliyor. Ne yapacaksınız bunlara? Oralarda insanca yaşayabilecekleri konuma getirmek lazım. Ama bunu yaparken de Türkiye’yi yakın ve uzakla tehdit edebilecek gelişmelere de fırsat vermemek lazım. Türkiye’de bazı konularda tek ağız olarak hareket edip, “Kim ne derse desin bizim görüşümüz budur” demeli. Yani Hollanda’ya giden Felemenkçe, Almanya’ya giden Almanca Türkiye’ye ihanet etmesin. Hepimiz Türkçe konuşalım. Onlar da bilmiyorsa… Polatlı’daki gibi… Hani bir tabela asmışlar ya, il olmak istiyorlar. Dünya kadar “İl olalım” demişler, bir türlü anlatamamışlar. Altına da İngilizce yazmışlar. “Türkçe söyledik, anlamadılar” diye… “

ORTADOĞU

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir