Cumartesi, Eylül 23Bayraklı Haber

MHP’li Tanrıkulu: Evet’le Türkiye tek adamlığa geçmeyecek

Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Tanrıkulu kentte yürütülecek evet kampanyasının başladığını bildirirken, “‘Evet’ tercihi; milletimizin istiklâline, devletimizin istikbaline, bayrağımızın iffetine yemin olacaktır” diye konuştu

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, yaptığı basın açıklamasında referandumda verecekleri “Evet” oyunun gerekçelerini açıklayarak, anketlerin algı yönetme amacında olduğunu savundu. Tanrıkulu, “Evet denilmesi halinde; kriz ve kavgalara yol açan çift başlı yönetimden, iddia edildiği gibi tek adam yönetimine değil, kuvvetler ayrılığı prensibine tam olarak kavuşmuş TBMM denetiminde bir yönetime sahip olacaktır” dedi.

Ekonomik gelişmelerin yanı sıra, gerilen AB ile ilişkiler, terör tehdidi, Suriye’de yürütülen Fırat Kalkanı Harekatı hakkında değerlendirmelerde bulunan Tanrıkulu, “Hollanda’nın kendi seçim kaygılarıyla bir Türk bakana göstermiş olduğu tavır, bizim için tam bir kepazelik örneğidir” dedi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İzmir İl Başkanlığında basın mensuplarıyla bir araya gelen MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, MHP İzmir İl Başkanı Necat Karataş’la birlikte referandum süreciyle ilgili basın toplantısı düzenledi. Referandumda verecekleri “Evet” oyunun gerekçelerini açıklayan Tanrıkulu, konunun daha iyi anlaşılması için İzmir’deki meslek ve sivil toplum kuruluşları ile medya organlarını ziyaret edeceklerini söyledi. Tanrıkulu, “10 Ağustos 2014 tarihinde Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilmiştir. İlk kez bir Cumhurbaşkanı milletimiz tarafından doğrudan doğruya seçilmiş, yeni ve karmaşık bir dönemin rotası da çizilmiştir. O tarihten sonra; bir yanda milletten direkt yetki alan bir iktidar partisi ve başbakan, diğer yanda yine milletin doğrudan seçtiği Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin ikili siyasi ve yönetim yapısını ortaya çıkarmıştır. Diğer yandan siyasetin kulvarı 15 Temmuzla birlikte değişmiş, siyasi aktör ve kurumların hanesine yeni ve ertelenemez mükellefiyetler doğurmuştur. Bizim için parti olarak 15 Temmuz darbe teşebbüsü milattır; tavrımız, tarzımız, siyasetimizin üslup ve mesajları bu ihanetin öncesi ve sonrasıyla elbette aynı olması beklenmemelidir. Çünkü 15 Temmuz’da görülmüştür ki vatan, devlet ve istiklal kaybı an meselesidir. İşgalin eşiğinden dönülmüştür. Devletin süratle anayasal yörüngeye çekilmesi, hukukun üstünlüğünün hakim kılınması, devlet-millet uyumunun temin ve tahkim edilmesi hepimizin millî görevidir” diyerek darbe teşebbüsü sonrası tavırlarında meydana gelen değişimin darbeden öncekiyle aynı olamayacağını vurguladı.

REFERANDUM İÇİN DESTEK İSTEDİ

MHP’li Tanrıkulu, AK Parti’yle birlikte yaptıkları anayasa değişikliği için destek istedi. 10 Ağustos 2014 tarihinden beri milletten doğrudan yetki alan bir iktidar partisi ve başbakan ile yine milletin doğrudan seçtiği Cumhurbaşkanın bulunduğunu ifade eden Tanrıkulu, şöyle konuştu:

“Siyasetin kulvarı, 15 Temmuz’la birlikte değişmiş, siyasi aktör ve kurumların hanesine yeni ve ertelenemez mükellefiyetler doğurmuştur. Bizim için parti olarak 15 Temmuz darbe teşebbüsü milattır. Tavrımız, tarzımız, siyasetimizin üslup ve mesajları, bu ihanetin öncesi ve sonrasıyla elbette aynı olması beklenmemelidir. Çünkü 15 Temmuz’da görülmüştür ki, vatan, devlet ve istiklal kaybı an meselesidir. İşgalin eşiğinden dönülmüştür. 16 Nisan’da gerçekleştirilecek halk oylaması için, MHP olarak milletimizin büyük bir oranda ‘evet’ cephesinde yer almasını sağlamak adına sistem hakkında gerçek ve doğru bilgilendirmeyi yapmaktayız. Türkiye 16 Nisan’da ‘evet’ dediği takdirde, kriz ve kavgalara yol açan çift başlı yönetimden, iddia edildiği gibi tek adam yönetimine değil, kuvvetler ayrılığı prensibine tam olarak kavuşmuş, TBMM denetiminde bir yönetime sahip olacaktır.”

“İzmir’de yapacağımız ziyaretlerde neden “Evet” dediğimizi açıklayacağız”

Milliyetçi Hareket Partisi olarak “Evet” diyeceklerini aktaran Tanrıkulu, “16 Nisan’da gerçekleştirilecek halk oylaması için, Milliyetçi Hareket Partisi olarak milletimizin büyük bir oranda “evet” cephesinde yer almasını sağlamak adına sistem hakkında gerçek ve doğru bilgilendirmeyi yapmaktayız. Bu kapsamda, birçok ilimizde genişletilmiş bilgilendirme toplantıları düzenleyerek, milletimizin saptırılmamış, yalın doğruları öğrenmesini sağlıyoruz. Diğer yandan Sayın Genel Başkanımız da 10 ili kapsayan miting programları düzenlemiştir. Bizler de İzmir’de il yönetimimiz ile birlikte bu haftaki çalışmalarımızda; İzmir’deki meslek ve sivil toplum kuruluşları ile medya organlarımızı ziyaret edeceğiz. Bu ziyaretlerimizde parti olarak anayasa değişikliğine neden “evet” dediğimizi ayrıntılı bir şekilde aktaracağız. Türkiye 16 Nisan’da “evet” dediği takdirde; artık hukuken sorumlu bir Cumhurbaşkanlığı sistemi hayata geçmiş olacaktır. Türkiye 16 Nisan’da “evet” dediği takdirde; kriz ve kavgalara yol açan çift başlı yönetimden, iddia edildiği gibi tek adam yönetimine değil, kuvvetler ayrılığı prensibine tam olarak kavuşmuş TBMM denetiminde bir yönetime sahip olacaktır. Türkiye 16 Nisan’da “evet” dediği takdirde; TBMM’nin yeni hükumet sisteminde devletin en güçlü organı olma konumu daha da güçlenecektir. Kısacası; milletin karşısında artık hukuken sorumsuz ancak fiilen anayasayı zorlayan bir Cumhurbaşkanlığı olmayacaktır. Aldığı her kararda milletimize karşı hukuken sorumlu bir Cumhurbaşkanlığı olacaktır” dedi.

“Anketlerin yüzde 99’u algı yönetmeye yönelik”

MHP tabanında referandumda “Hayır” diyenlerin çoğunlukta olduğunu söyleyen kesimin algı yönettiğini savunan Tanrıkulu, MHP tabanı diye bir şeyin olmadığını, kendilerinde taban yerine MHP’ye gönül vermiş vatandaşların olduğunu söyledi. Referandum ile ilgili yapılan anketlerin yüzde 99’unun algı yönetmeye yönelik olduğunu savunan Tarıkulu, “Anketleri elbette namusuyla yapanlar var. Onlara saygımız sonsuz. Diğerleri sürecin başından itibaren her seçim döneminde farklı anketler yapıyor. Seçmen iradesini yönlendirmeye yönelik. Bence ve partimizce anketten ziyade sandıktan çıkan sonuç en değerli iradedir. Birçok ankette seçmen iradesinin zıddını artı eksi yüzde 5 sapma yaşanmıştır. Kamuoyunda çok söylenen öne çıkartılmaya çalışan kişilerin MHP’nin mensubuymuş gibi algı yönetilmesine karşıyım. Sonucun 16 Nisan akşamı Türk Milleti tarafından tarihi damga olacağını düşünüyorum” dedi.

FIRAT KALKANI OPERASYONUNA DESTEK

Türkiye’nin bekası için Fırat Kalkanı Harekatı’nın çok önemli olduğunu öne süren MHP İzmir Milletvekili Tanrıkulu, “Gelinen noktada Menbiç’te ABD’nin terör örgütü uzantısını müttefik olarak görmesi, Rusya’nın halen Türkiye ile ilgili net tavır gösterememesi kafalarımızda soru işareti oluşturmaktadır. Bu bakımdan Türkiye kamuoyu konu hakkında bilgilendirilmeli, gerekirse ülke olarak tek başımıza buradaki güvenliği sağlamamız için girişimler bir an önce yapılmalıdır” dedi.

– Milli görev

Tanrıkulu, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün kendileri için milat olduğuna işaret etti.

15 Temmuz’da işgalin eşiğinden dönüldüğünü anımsatan Tanrıkulu, “15 Temmuz’da görülmüştür ki; vatan, devlet ve istiklal kaybı an meselesidir. Devletin süratle anayasal yörüngeye çekilmesi, hukukun üstünlüğünün hakim kılınması, devlet-millet uyumunun temin ve tahkim edilmesi hepimizin milli görevidir. Biz de Milliyetçi Hareket Partisi olarak bunu yaptık, bunda karar kıldık. Hukukun üstünlüğü hayata geçirilmediği takdirde, demokrasinin dikta rejimlerine, otokrasilere dönüşeceği muhakkaktır.” ifadelerini kullandı.

– “Hollanda’nın tavrı kepazelik örneğidir”

Hollanda’nın, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya’ya uyguladığı skandal kararı eleştiren Tanrıkulu, bu ülkenin, Avrupa Birliği’nin (AB) çok övündüğü özgürlükler ilkesini yerle bir ettiğini aktardı.

AB’nin iki yüzlü tavrının çok net görüldüğüne dikkati çeken Tanrıkulu, sözlerini şöyle tamamladı:

“Hollanda’nın kendi seçim kaygılarıyla bir Türk bakana göstermiş olduğu tavır, bizim için tam bir kepazelik örneğidir. Diğer AB ülkeleri de bu yıl içinde gerçekleştirilecek seçimler nedeniyle, bugüne kadar AB maskesinin ardına gizledikleri gerçek yüzlerini göstermeye başlamışlardır. İktidar; yetersiz yaptırımlar yerine, diplomatik ve uluslararası hukuk çerçevesinde her türlü tedbiri almalı ve haklarımızı sonuna kadar savunmalıdır. Ülke olarak; uluslararası arenaya tıpkı 15 Temmuz olaylarını anlattığımız gibi, AB’nin son olaylarda ortaya çıkan demokrasi dışı gerçek yüzü gösterilmeli ve bu yönde çalışmalar biran önce başlatılmalıdır.”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir